31/12/2006 - iyi yıllar...
yarın yılbaşı.bugün eski yılın son günü.koskoca bir seneyi bıraktık geride.bugün büyük gün aslında hesaplaşma günü.aldığımız her nefesin hakkını verebildik mi acaba 365 gün?yoksa öylesine mi yaşadık..yaşamak yaşamak değildir ki hakkını veremiyosan nefesinin.rahat edemez ki insan harcamışsa değerli zamanını.şimdi oturup düşünmeli... ne verdim dünyaya,ne kattım kendime,azaldım mı çoğaldım mı saydım mı yerimde... kişisel bir yargılama bu temiz bir sayfa açabilmek için.bugün verlen kararlar hiç uyglanmasa da, hiç bir şey yapmamış olsak da koca bir yıl,kendimize kızıp hiç cezalandırmasak da yine de düşünmeli oturup...iç çeke çeke düşünmeli ki inceden hesap kapansın.borcumuz kalmasın geçmişe.mutluluk ve huzur alacağımız olsun gelecek yıldan.yeni doğmuş gibi masum başlangıçlar dilerim herkese...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/12/2006 - özlemişim
ne çok özlemişim.boş boş oturmayı.hiç bir şey yapmadan öylece durmayı.telaşındayız bir şeylerin her gün.unutuyoruz kendimizi,hayatımızı...zaman arsız bir çocuk gibi.ne yapsan zaptedemiyosun.
oysa hayat bir tane değil mi?müsveddesi yok ki ömrün!ne gereği var bu kadar uğraşmanın,çabanın.
insan baktıklarını görmeyi unutuyor böyle böyle.yalnızca tek bir şeyi algılar oluyor.ruhsuzlaşıyor.eskiden ayıla bayıla yaptığı zevk aldığı her şey manasız geliyor.yaşlanıyo muyum ne?
gözlerimin etrafındaki çizgiler daha çok belli oluyo sanki.aynaya daha sık bakmaya başladım kompleksli kadınlar gibi.kendimi kırışık önleyici kremlere bakarken buluyorum vitrinlerde.sanırım deliriyorum...
daha gencim aslında çok genç hem de.ama ruhum aynı şeyi söylemiyor.ruhum yatalak.yok mecali kolunu bile kaldırmaya.
şarkılarımda bile hep acı sözler var artık.şöyle hareketli bir şarkı dinlememişim ne zamandır.ne kötü...ne kötü insanın günlerini böyle katletmesi.ölmeden öldürmesi yaşamını.ne gereksiz...
en sonunda yorulunca günün birinde ne diyeceğim?elimdekiler mutlu olmaya yetmezse,pişmanlık yine...
anın tadını çıkarmayı öğrenemedim bi türlü. yine gelecekten korkup endişeyle ziyan ediyorum nefesimi,gidip hava almalıyım...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/7/2006 - 18 YAŞIN KÖTÜ TALİHİ
Hani sayfa sayfa ÖSS şampiyonlarını yayınlıyolar ya gazetelerde şimdilerde her yıl adet olduğu üzere.işte bu duruma fena halde gıcığım ben."Hey!Bakın işte benim bozuk,çarpık sistemimin Türkiye'ye armağanı" der gibi.bana göre bu düzenin yaratıkları bu şampiyonlar.tek bir hedefe kilitlenmiş,öyle eğitilmiş polis köpeklerine benziyolar.önüne ne kadar 180 soruluk(yoksa daha da mı fazla) sınav atsan iki dakikada parçalayacaklar.elimize bir kumanda verseler her birini yönlendirebiliriz sanki. siz de dikkat etmediniz mi hiç hallerine.alemin psikolojik analizini yapan biri değilimdir(daha kendimi çözememişken hem de) ancak bu çocuklarda yolunda gitmeyen bir şeyler var sanki.donuk bakışlar,bir sıkıntı hali,dünyalı olmadığını açık eden otomatik hareketler.18 yaşa hiç yaraşmayan bir durgunluk.ağızlarında da hep aynı cümleler:"başarımı düzenli çalışmaya borçluyum,hep planlı olmuşumdur,ailem çok yardımcı oldu"yahu hep mi düzenliydin şu kısacık hayatında.hiç mi fırlatmadın üzerinden çıkanlrı odanın ortasına sinirle.neden bu kadar eziyet kendine? aslında ben kızmıyorum bu çocukların hiçbirine.suç onların değil çünkü.onlar önlerine konan yemeği layıkıyla yemeye çalışıyorlar.sorun yemeğin kötü olmasında..."Gençlerimizi yeteneklerine göre eğiteceğiz" deyip deyip hiçbir yetenek ayrımı yapamadıkları gibi mevcut düzeni daha da berbat ettiler.yenilenmeyi,düzeltmeyi soru sayısını artırmak sandılar.oysa bu çocukların güneş ışığının nasıl bir şey olduğunu artık bilmemeleri,üç-beş arkadaş bir araya gelince sınavdan,sorudan başka bir şey konuşmamalarının çözümünü bulmalılar.koca koca adamlar toplanıp artık bu durum üzerinde kafa patlatmalılar.zira asıl vahim durum budur. anne babalar da kalkıp da "Benim oğlumun hiç kötü alışkanlığı yoktur,asla bize saygısızlık yapmaz"diyecek yerde benim oğlum neden böyle diye düşünmeliler.kötü alışkanlığı olmalı adamın zira iyiyi anlayabilmek için.yeri geldiğinde kırıp dökmeli kendini bulabilmek için. şimdi kime sorsanız-bizim yaş grubu da dahil-18 yaş hakkında iyi şeyler söylemeyecektir.bir şeyler yapılmadıkça bu kötü talih böyle devam edecek ne yazık...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/7/2006 - İÇİM SIKILIYOR BUGÜN...
içim sıkılıyor bugün.offfff!nasıl desem.sanki duman üfler gibi off çekiyorum.sigarayı yer gibi hani. nedeni de yok üstelik.o histerik durum.elini kolunu nereye koysan bilemezsin,koysan da hala ağırdır uzuvların.kime bağırsan,çıkıp bi tepeye haykırsan da geçmeyecek bi sıkıntı...öyle bir sinir,öfke hali.ciğerlerini parçalasan alamayacaksındır hırsını.nasıl anlatsam... var mıdır ilimde bir açıklaması.yoksa tanımsız vaka mı?bir virüs sanki içime yayılan her gün kemiren içimi.hiçbir hekim çare olamazmış gibi.kime anlatsam anlamayacak zaten şimdi."Niye sıkılıyorsun ki?bak hayat ne güzel,güneşin doğuşunu izleyebilmek,geceyi-gündüzü içine çekmek ne şans" gibi bildik laflar edecekler yine.ben yine anlatamayacağım.derdim güneşle değil ki benim.güneş doğar batar her gün.nefes alır veririm her gün.şanssa eğer bu şanslıyım belki.ama soruyo mu kimse nasıl alıp verirsin o nefesi.boşa mı harcıyosun,haybeye mi yaşıyorsun,yiyor musun üç günlük ömrünü peynir ekmek gibi.tek derdim budur benim hayatla.o yüzden üstümü başımı parçalayasım gelir sık sık.saçlarımı kökleyesim.geldiğim yere dönesim gelir.sorular hep cevapsız kalır aklımda.küçük çocuklar gibi durmadan sorup cevap alamayınca ağlarım ben için için. o zaman gitmek isterim işte.arkama bile bakmadan defolup gitmek bu yerden.olmalı çünkü soruların cevapsız olmadığı bir yer.olmalı hiç canımın sıkılmadığı bir ülke,şehir ya da her neyse.içimin acımadığı bir boyutta bulunmak isterdim.pişmanlık diye bir şeyin olmadığı... en sert şarkılar bile durdurmuyor içimdeki fırtınayı.yıllardır dinmeyen bir tufan gibi yağışlı ve yıkıcı.nasıl anlatsam....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/7/2006 - İÇ HESAPLAŞMA
fonda sıkı bir parça.aklımda sorular.bu ritmler isyan ettirir adamı hayata.neden hep aynı oluyor her şey?niçin bir örnek yaşamak zorundayız?niçin ben de artık sabah 9 akşam 5 furyasına katılmak zorundayım?bu sorularıma cevap yok. sanki biri ya da düzen diyelim beni sıkıcı,mutsuz,sıradan,'onlardan' yapmak için uğraşıyor.koyun gibi güdülüp sürüde önüme bakıp yürüyeyim diye.soru sormadan,sorgulamadan...üstelik kendince bir yol da tutturmuş bunu yapan.yaşamak için her gün o iğrenç giysilerin içine girip,o kasvetli yerlere gidip,güzelim günlerini doldurup,çarklarımı döndüreceksin demiş.şikayet de etmeyeceksin.aç kalmamak için buna mecbursun... peki ya benim varoluş nedenim?.ya ben dünyaya neden geldiğimi anlmaya çalışıyosam.ya hala anlamımı bulamamışsam.hyallerimi gerçek yapıp mutlu olmak tek amcımsa.yat-kat-araba-çok para iste-miyosam...sürüden kaçmak istiyosam.. var mıdır bi yolu bana dayatılanlara baş kaldırmamın.her şeyi bırakıp arkamda yani yakıp gemileri gidebilir miyim buralardan?cesaret dayatılmamıştır heralde doğuştan.iyi şeyler dayatılmaz zira...korkarım belki de bu kadar asi olmaktan,içimi kemirse de isyan.insan kendine rağmen yaşıyor çoğu zaman... çok geç kalmış bir iç hesaplaşma bu sanki hep bastırılan.şimdi yine en iyi bildiğim şeyi yapıyorum.hayallerimin üstünü örtüyorum sıkı sıkı,çıkmasınlar diye dışarı.aman bozmasınlar planları. yaşam ne yazık artık böyle otomatiğe bağlı...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
nasıl anlatıcam bilmiyorum içimdekileri.birkaç kelime karalasam anlatabilir miyim yaşamanın ne kadar yaktığını içimi...
Arkadaşlarım
• draven • overtime
|